Breaking News:
Akciğer Nakli -- "Hastalığın /Durumun/ Oluşumun; Tanımı: Vücuttaki her hücrenin işlevini yapabilmesi ..." -- 09 Ocak 2018
Albinizm(albinolu bireye akşın) -- "Hastalığın /Durumun/ Oluşumun ; Tanımı: Halk arasında albinolu bireye akşın, albinizme ..." -- 09 Ocak 2018
Allerjik Egzema ( atopik dermatit ) -- "Hastalığın /Durumun/ Oluşumun ; Tanımı: Halk arasında bazen deri lezyonlarına mantarda ..." -- 09 Ocak 2018
Amfizem -- "Hastalığın /Durumun/ Oluşumun ; Tanımı: Akciğer dokularının elastikiyetlerini ..." -- 09 Ocak 2018
Amniyosentez -- "Hastalığın /Durumun/ Oluşumun; Tanımı: Anne adayının karın cildinden girilen bir ..." -- 09 Ocak 2018
Astigmatizm(Gözde ışığın farklı eksenlerde farklı miktarda kırılması) -- "Hastalığın /Durumun/ Oluşumun; Tanımı: Gözde ışığın farklı eksenlerde farklı miktarda ..." -- 09 Ocak 2018
(Aşırı Tüylenme) Hirsutizm -- "Hastalığın /Durumun/ Oluşumun ; Tanımı: Kadınlarda siyah kılların bıyık,çene bölgesi ..." -- 09 Ocak 2018
Abse(irin) -- "Hastalığın/Durumun/Oluşumun Tanımı: Vücudun herhangi bir yerinde şişlik, kızarıklık, ..." -- 09 Ocak 2018
Addison (Sürrenal Yetersizlik) -- "Hastalığın /Durumun/ Oluşumun ; Tanımı:Böbrek üstü bezinin yetersiz çalışması ..." -- 09 Ocak 2018
Adet Düzensizliği -- "Hastalığın/Durumun/Oluşumun   Tanımı: Anormal uterus kanamaları, önemsiz ..." -- 09 Ocak 2018
  1. Şişmanlık ve Vücut Ağırlığı Yönetimi

1.1. Şişmanlık ve vücut ağırlığının yönetimi

 Şişmanlık; enerji alımı ve kullanımı (harcaması) arasındaki dengesizliktir. Vücuda besinlerle alınan fazla enerjinin vücut yağı olarak depolanması ve vücut yağ dokusunun artması sonucunda oluşan ancak tedavi edilebilen kronik bir hastalıktır. Genellikle sağlıksız beslenme alışkanlıklarına sahip, fiziksel aktivitesi sınırlı, sedanter (hareketsizlik) yaşam tarzı olan bireylerde görülür. Şişman bireylerin vücudunda deri altı ve iç organların çevresindeki yağ dokusu miktarı- nın artması, sağlık risklerini artırır. Sağlıklı vücut ağırlığının sağlanması ve korunmasında, yeterli ve dengeli beslenme ile birlikte düzenli fiziksel aktiviteyi kapsayan bir yaşam tarzı benimsenmelidir. Kilolu veya şişman olmak; yüksek kan basıncı, yüksek kan kolesterolü, kalp damar hastalıkları, inme, şeker hastalığı, bazı kanser türleri, artritler, solunum yetersizlikleri gibi sağlık sorunları riskini artırır. Vücut yağ dokusundaki artışın neden olduğu sağlık riskleri sadece yetişkinleri değil, çocuk ve adolesanları da etkilermektedir. Ayrıca zayıf olmak da yaşam kalitesini bozan ve hastalık riskini artıran, istenmeyen bir durumdur. Zayıflık; vücut direncini düşürür, hastalıklara yakalanma riskini artırır, okul başarısını ve iş verimlili- ğini azaltır, menstruasyon (adet kanaması) düzensizliklerine neden olur, doğurganlığı azaltır ve osteoporoz riskini artırır. Ani ve istenmedik şekilde ağırlık kaybı olduğunda hemen hekime başvurulması gerekir.

1.2. Vücut ağırlığı nasıl değerlendirilir?

Yetişkinlerde beden kütle indeksi, bel çevresi, bel/kalça oranı değerlendirme yöntemleri: Bölüm 3’de verilmiştir. Şişmanlık durumu, vücut yağının bölgesel dağılımı bu yöntemlere göre değerlendirilmelidir.

1.3. Şişmanlık ve beslenme tedavisi

BKİ’nin 30 kg/m2 ’nin üzerinde olması olarak tanımlanan şişmanlık, kronik hastalıkların erken dönemde görülmesi ve hastalık derecesinin artmasında önemli bir risk etmenidir. Bu bireyler hekim ve diyetisyene başvurulmalı ve ağırlık kaybetmeleri sağlanmalıdır. Hızlı verilen ağırlıklar hızla geri alınır. Kaybedilen ağırlığın kalıcı olması için ağırlık kaybının çok yavaş olması gerekir. Bunun için de beslenme tedavisi, egzersiz ve davranış tedavisi üçlüsünden oluşan bir tedavi programı uygulanmalıdır. Vücut ağırlık yönetimi çocukluktan başlar. Çocukların büyüme ve gelişmeleri için enerji ve besin ögelerini yeterli ve dengeli miktarda tüketmeleri gerekir. Aşırı enerji alımı ve fiziksel aktivitenin azlığı şişmanlığa yol açar. Çocuklarda şişmanlığın önlenmesinde sağlıklı beslenme alışkanlıklarının erken dönemlerden başlayarak kazandırılması gerekir. Şeker ve yağ içeriği yüksek olan besinlerin tüketimi sınırlandırılmalıdır. Çocukların okul kantinlerinden sağlıklı besin seçim yapmalarının sağlanmalı ve öğle yemeği servisi yapılan okullarda sağlıklı beslenmeyi destekleyen menü planlaması yapılmalıdır. Yetişkinlerde BKİ değeri önerilen sağlıklı düzeylerin üzerinde ise günlük enerji alımının dengelenmesi ve fiziksel aktivitenin artırılması ile vücut ağırlığını yönetmek mümkündür. Vücut ağırlığının yönetiminde aşağıdaki öneriler dikkate alınmalıdır.

  • Bireysel gereksinmeleri karşılayacak şekilde enerji ve besin ögeleri alımı sağlanmalıdır. tir. • Taze sebze ve meyveler, kurubaklagiller, tahıllar (özellikle tam tahıl ürünleri), az yağlı süt ve ürünleri, az yağlı etler, balık, tavuk ve yumurta tüketimi sağlıklı besin seçimleridir.
  • Yağ ve şeker içeriği yüksek olan besinlerin tüketimi sınırlandırılmalıdır.
  • Posa tüketimi artırılmalı ve kuru baklagiller, tam tahıllar, sebze-meyveler beslenmede yer almalıdır.
  • Şekerli içecekler, hazır meyve suları, alkollü içecekler, enerjive spor içecekleri gibi enerji içeriği yüksek sıvılar yerine su tercih edilmelidir.
  • Besinler bireysel gereksinmelere uygun porsiyonlarda tüketilmeli, aşırıya kaçılmamalıdır.
  • Kahvaltı öğünü mutlaka yapılmalıdır. Ana öğünler atlanmamalı, ara öğün sayısı artırılmalıdır.
  • Ara öğünlerde taze sebze ve meyveler, tam tahıl içeren besinler veya az yağlı süt veya yoğurt tüketimi akılcı seçimlerdir.
  • Besinler iyi çiğnenmeli ve yavaş yenilmelidir.
  • Besin etiket bilgilerini okuma alışkanlığı kazanılmalıdır. Ambalajlı besinlerin yağ, şeker ve tuz içeriği hakkında bilgi sahibi olmalı ve sağlıklı seçim yapılması sağlanmalıdır.
  • Yağ miktarı azaltılmış besinlerin her zaman düşük enerji içerdiği zannedilmemelidir. Bazen düşük yağlı besinler fazla miktarda şeker içermeleri nedeniyle fazla enerji sağlarlar.
  • Yağ tüketimini azalmak için besin hazırlama ve pişirme yöntemlerine dikkat edilmeli kızartma yerine haşlama ızgara veya fırında pişirme yöntemleri tercih edilmelidir.
  • Ev dışında beslenme günlük enerji alı- mını artırabilmektedir. Dışarıda yenilen öğünlerde enerji alımını kontrol etmek için porsiyon miktarına dikkat edilmesi ve fast-food besinlerin tüketiminin sınırlandırılması gereklidir.
  • Aç karnına alış-veriş yapmaktan sakınılmalı, evden çıkmadan önce alışveriş listesi yapılmalıdır.
  • Gün boyu aktif olunmalıdır. Yetişkin bireylerinhaftanın beş günü, en az 30 dakika süre ile orta düzeyde aktivite yapmaları (yürüyüş, bisiklete binme, dans, tenis vb.) önerilmektedir. Tüm yaşlarda aktif olmak vücudun kas miktarını ve kemiklerin dayanıklılığını artırır.
  • Hızlı vücut ağırlık kaybından sakınılmalıdır. Haftada yarım kg, en fazla bir kg ağırlık kaybı hedeflenmelidir. Yavaş kaybedilen ağırlık korunmasında daha kalıcı olur, hızlı verilen ağırlık hızla geri alınır.
  • Sağlıklı yeme ve düzenli fiziksel aktivite alışkanlığını kazanmak, sürdürmek için aile bireyleri ve yakın çevreden destek alınmalı, çocuklara örnek olunmalıdır.
  • Vücut ağırlığının korunmasında davranışların önemli olduğu unutulmamalı, gerektiğinde uzmanlardan davranış de- ğiştirme tedavisi desteği alınmalıdır.

Boy uzunluğuna uygun vücut ağırlığının dengede tutulması, sağlıklı ve uzun bir yaşamın anahtarıdır.

  1. İşçi Beslenmesi

 İşçi sağlığı, işçilerin sağlığının korunması, geliştirilmesi ve olanaklı olan en üst düzeye çı- karılarak sürdürülmesi hizmetleridir. Üretimde ve dolayısıyla ülke ekonomisinde önemli rol oynayan işçilerin sağlığı ve iş güvenliği; yaptıkları işe göre gerekli besinleri miktar ve kalite olarak yeterince almaları ile mümkündür. İyi beslenemeyen işçilerin sağlığı bozulur, iş kazası riski artar, üretim, verimlilik ve performansları önemli ölçüde azalır. Genellikle evinde yeterince beslenemeyen işçiler, işyerinde de iyi beslenemediklerinde sağlık sorunlarıyla karşı karşıya kalır. İşçilerin yetersiz ve dengesiz beslenmelerinin başında işçi ve işverenlerin beslenme eğitimi ve bilincinin yetersizliği yer almaktadır. Buna besin üretim, dağıtım ve teknolojisindeki yetersizlik ve düzensizlikler, satın alma gücünün yetersizliği, hızlı nüfus artışı, olumsuz çevre koşulları gibi nedenler eklenmektedir. Ağır ve tehlikeli işlerde çalışan işçiler başta olmak üzere beslenmelerine bakıldığında; alınması gereken enerji, besin ögeleri ve besin bileşenlerinin sağlık, verimlilik, performans ve iş kazaları arasında önemli bir ilişki vardır.

Sanayileşmiş ülkelerde, işyerlerindeki işçi sayısı belirli düzeyi aştığı zaman beslenme servisinin bulunması yasal zorunluluktur.

2.1. İşçilerde enerji ve besin ögeleri gereksinimleri

İşçi beslenmesindeki en önemli sorun, harcadıkları enerjinin diyetle alınması gereken enerjiyi karşılayamamasıdır. Bazı iş kollarında, bazı besin öğeleri normal gereksinmeye ek olarak verilmelidir. Enerji: 23.08.2015 tarihli ve 29454 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Görevlilerinin Geneline ve Hizmet Kollarına Yönelik Mali ve Sosyal Haklara İlişkin 2016 ve 2017 yıllarını kapsayan Toplu Sözleşmede koruyucu gıda hükmü bulunmaktadır. Yapılan bazı iş sözleşmelerinde, belirli enerji düzeyinde yemek verilmesi, bazılarında bir öğün yemek karşılığı belirli miktarda para ödenmesi, bazılarında da bir öğün yemek verilmesi öngörülmektedir. Türkiye’de uygulanan işçi menüleri, yüksek enerji içerikleri ile dikkat çekmektedir. İş yerinde verilen bir öğün yemeğin işçilerin günlük enerji gereksinimlerinin en az yarısını karşılaması gerekir. Burada dikkat edilmesi gereken, yapılan işin özelliğidir. İşçinin çalışma koşulları ve yaptığı işin niteliğine göre bir planlama yapılmalıdır.

Enerjinin karşılanmasında dikkat edilmesi gerekenler;

  • İş yerinde verilen bir öğün yemeğin işçilerin günlük enerji gereksinimlerinin en az yarısını karşılaması gerekir. Bir öğünde verilen 3 kap yemekle bu enerjinin sağlanması güçtür. Aynı zamanda yoğun enerji alımı uyku hali oluşturması nedeniyle sakıncalıdır.
  • Çok soğuk veya çok sıcak çalışma ortamında çalışan işçilerin enerji alım değeri artar. Örneğin; ortamın sıcaklığı 10-14 derecenin altında her 10 derece indiğinde, enerji gereksinimi %5-10, ortamın sıcaklığı 30 derecenin üzerinde her 1 derece yükseldiğinde enerji gereksinimi %5 artar.

Çalışma türlerine göre erkek ve kadın işçilerin enerji harcama standartları

Erkek

Kadın

Aktivite Türü

Harcanan enerji

İş türü

Harcanan enerji

İş türü

Hafif Aktivite

2500 kkal/gün (1.99 kkal/dk)

Büro işleri, avukat, hekim, mimar, muhasebeci, memur, öğretmen, tezgahtar

2100 kkal/gün (1.5 kkal/dk)

Büro işleri, araç kullanarak yapılan ev işleri

Orta Aktivite

3000 kkal/gün (3.16 kkal/dk)

Hafif endüstri işçisi, vasıfsız işçi, öğrenci, balıkçı, rutin hizmet yapan erler, araç kullanan tarım işçisi

2300 kkal/gün (2.03 kkal/dk)

Hafif endüstri işçisi, araçsız ev işi gören kadın, öğrenci, büyük mağaza işçisi, araç kullanan tarım işçisi

Ağır Aktivite

3750 kkal/gün (4.45 kkal/dk)

Ağır tarım işçisi, ağır inşaat işçisi, amele, orman işçisi, ağır askerlik hizmeti yapan, maden ve ağır sanayi işçisi, yorucu atletizm ve spor faaliyeti yapan

2600 kkal/gün (2.54 kkal/dk)

Ağır tarım işçisi, yorucu endüstri işçisi, balerin, yorucu atletizm ve spor faaliyeti yapan

Çok AğırAşırı Aktivite

4000 kkal/gün (6.22 kkal/dk)

Kazmacı, baltacı, demirci, nalbant, hamal, yük arabası çekicisi

3000 kkal/gün (3.21 kkal/dk)

Ağır inşaat işçisi, çok ağır tarım işçisi

           

Menü örüntüsü sadece enerji yönünden değerlendirilmemelidir. Ağır işlerde çalışan işçilerde artan enerji gereksinimini tamamlamak için şeker ve yağ içeriği yüksek yiyeceklerin kullanımı sakıncalıdır. Bu nedenle işçiler, en az bir ara öğün ilavesi yaparak öğün sayısını artırılmalıdır.

Protein: Adolesan, gebe-emzikli, gece vardiyasında ve ağır iş sınıfında çalışan işçilerde diyet protein miktarı ve kalitesine dikkat edilmelidir. Ağır işte çalışan işçilerde terleme nedeni ile normal koşullardan daha çok protein kaybı olur. Diyet enerjisi yeterli olduğunda, proteinler kas tarafından enerji kaynağı olarak kullanılmaz. Ancak fiziksel hareketi çok olan işçilerde kas kütlesinin artması, protein gereksinimini de artırır. Diyetin protein değerinin, yaşlı işçilerde ve özellikle büyümekte olan genç işçilerde artırılması gereklidir. İşçiler, günlük aldıkları enerjilerinin %12-15’ini proteinlerden karşılamalıdır.

Karbonhidrat: Diyet enerjisinin önemli bö- lümü karbonhidratlardan sağlanmalıdır. Dokulardaki karbonhidrat (glikojen) deposunun artması ile çalışma gücü artmaktadır. Aktivitenin şiddeti yoğunlaştıkça diyet enerjisinin karbonhidratlardan sağlanan miktarı artırılmalıdır. Ayrıca diyetteki karbonhidratın cinsine de dikkat edilmelidir. Günlük enerji gereksiniminin %55- 70’i karbonhidratlardan sağlanmalıdır. Bunun da %85’i bileşik (tam tahıllar), %15’i de basit karbonhidratlardan (şeker) sağlanmalıdır. Basit şeker içeriği yüksek karbonhidratlı bir öğün tüketimi sakıncalıdır.

Yağ: Yağlar; yüksek enerji içerikleri ve yağda çözünen vitaminleri taşıyıcı olmaları nedeniyle iş verimliliğini etkiler. Yağ tüketiminde miktar ve çeşit önemlidir. Günlük enerji gereksiniminin %25-30’i yağdan karşılanmalıdır. Yemeklerde yağda kızartmalara fazla yer verilmemeli, yemeğe yağlar yakılmadan eklenmelidir.

Ağır fiziksel aktivitesi olan işçilerde artan enerji gereksinimine paralel olarak diğer besin öğelerinin de yeterince karşılanması gerekir.

Vitamin ve Mineraller: İşçi menülerinde özellikle toksik/zehirli maddelerle çalışanların menülerinde A, E ve C vitaminleri yeterli miktarda yer almalıdır. Kurşun, kadmiyum gibi ağır metallerin kullanıldığı sanayi dallarında çalışan işçilerin maruz kaldıkları bu toksik etkilerin azalması için diyetlerinde yeterince demir, kalsiyum, C ve E vitaminleri bulunmalıdır. Radyasyon ve toksik kimyasallarla teması olan işçilerin E ve C vitaminleri gereksinmeleri artar. Enerji gereksinmesi artan işçilerin B grubu vitamin gereksinmeleri de artmaktadır. Mineraller iş verimliliğiyle ilişkilidir. Örneğin; minerallerden demirin vücutta oksijen taşı- ması ve kan yapımındaki rolü nedeniyle işçi performansı üzerinde önemli etkileri vardır. Çinkonun yetersiz alınımı fiziksel aktivite ve vücut direncinin azalmasına neden olur. Potasyum kalp kasının düzenli çalışmasında etkilidir.

Sıvı: Ağır ve tehlikeli işler kapsamında çalı- şan işçiler başta olmak üzere sıvı alımı, susama duygusuna bakılmaksızın sağlanmalıdır. Özellikle sıcak ortamlarda çalışan işçiler, yeterli miktarda temiz su alımına dikkat etmelidir. Bunun için yine yapılan işin niteliğine göre artırılması kaydıyla (güneş altında, çok sıcak ortamlarda çalışma gibi koşullarda) günde en az 10-12 su bardağı veya her 1000 kkal başına bir litre kadar sıvı tüketilmesi sağlanmalıdır. Ortam sıcak ise aralarda ayran, limonata, çay, bisküvi, meyve, ortam so- ğuk ise; pekmez, şurup, şerbet, çay, bisküvi, meyve gibi yiyecek ve içecekler tüketilmelidir. Günlük enerji gereksinmesi 3500 kkalori olan ve genellikle 8 saat ayakta çalışan işçi için bir öğünlük (1750 kkalori) işyerinde verilen yiyecekler ve bunlardan oluşturulan örnek menü; Her besin grubundan verilmesi gereken bu enerji miktarı en az bir çeşit besin kullanılarak 3 veya 4 kap yemek ve ekmekle sağlanmalıdır verilmiştir. Temel besin grupları yemek olarak planlandığında bir öğünde; bir porsiyon et-sebze veya kurubaklagil karışımı yemek, bir porsiyon pilav veya makarna, bir porsiyon sebze yemeği veya salata-meyve, yoğurttan oluşabilir.

2.2. İşçilerin kurum ve/veya kendileri tarafından sağlanabilecek beslenmelerine ilişkin öneriler

  • Ağır ve tehlikeli işlerde çalışanlar işçiler, artan enerji yükünü tek bir öğüne yüklememelidir. • İşçiler iş yerinde ara öğünlerine ek olarak en az bir ara öğün tüketmelidir. Böylece hem öğle yemeğindeki aşırı yüklenme önlenmiş olur, hem de sabah çoğunlukla kahvaltı yapmadan veya kalitesiz bir kahvaltı yaparak iş yerine gelen işçilerde bu yönden oluşabilecek olumsuzluklar önlenmiş olur.
  • Çay molalarında kaliteli bir ara öğün örüntüsü işçilerin performans ve verimliliğini olumlu yönde etkiler olur, iş kazaları riski de azaltılmış olur.
  • Ağır ve tehlikeli işlerde çalışanların sebze ve meyve tüketimleri hafif işlerde çalı- şanlara göre daha fazladır. İşçi beslenmesinde buna dikkat edilmelidir.
  • Ağır ve tehlikeli işler kapsamında çalışan işçiler başta olmak üzere işçiler sıvı tüketimine dikkat etmelidir.
  • İşçiler sıvı alımlarına katkı sağlamak amacıyla suyun yanı sıra taze meyve suları, ayran, süt, açık çay, bitki çayları, limonata, çorba gibi sulu yiyeceklere yer vermelidir.
  • Güneş altında uzun süre çalışan veya röntgen ışınlarına maruz kalan işçiler; A vitamininin ön maddesi karotenden zengin; havuç, kıvırcık, marul, roka, domates, kayısı, portakal gibi sebze ve meyveleri yeterince tüketmelidir.
  • İşçiler öğün sayılarını 3 ana ve 1-3 ara öğün olarak düzenlemelidir.
  • İşçi iş yerinin besin temin etmediği durumlarda kumanya menülerini yanında getirmelidir. İşçiler ara öğünlerde içecek olarak; süt, ayran, limonata, bitki çayları, meyve suları, yiyecek olarak çeşitli sandviçler, kek, bisküvi, poğaça, börek, meyve, ceviz, fındık ve kuru meyve tüketebilir.
  • İşçiler gün içerisinde antioksidan vitamin, mineral ve bitkisel kimyasalları yeterince tüketebilecekleri meyve ve sebze çeşitliliğini sağlamalıdır.
  • Kahvaltı menüleri sıvı, enerji, protein yö- nünden dengeli olmalıdır. Yiyecek olarak aşağıda belirtilen seçenekler göz önünde bulundurulabilir. Yumurta: Sahanda, rafadan, alakok, katı Et grubu: Kırmızı etler, kümes hayvanları, balıklar, kurubaklagiller, ceviz, badem vb. sert kabuklu meyveler Peynirler: Beyaz, kaşar, tulum, dil peyniri, rokfor, lor, çökelek Tatlı çeşitleri: Bal, pekmez, reçel Tatlıların yanında: Tereyağı, margarin, tahin Zeytin: Siyah, yeşil Ekmek çeşitleri: Beyaz, kepekli, sandviç, tost ekmeği Tahıl gevrekleri: Mısır gevreği, yulaf ezmesi Sebze çeşitleri: Domates, biber, salatalık, marul, roka, tere, maydanoz Meyve çeşitleri: Elma, portakal, mandalina, muz, kavun, karpuz
  • İş yerinde kaliteli beslenmenin sağlanabilmesi için öğünlere dağılımı dengeli olmalıdır.
  • Yemek çıkaran kurum hijyenik, iştah açıcı ve subjektif kalitesi yüksek olan menüler hazırlamalı ve sunmalıdır.
  • Kurum öğle yemeği veriyorsa, toplam enerji gereksiniminin yarısı bu öğün ile karşılanmalıdır. Ayrıca her bir besin grubundan besin çeşitliliği sağlanmalıdır.
  • Ağır işte çalışan işçilere günlük enerji ve besin öğeleri gereksinmelerinin yarısını karşılayacak nitelikte olacak ana ve ara öğünlü menüler planlanmalıdır.
  • Kurumlar öğle ve akşam menülerinde yer alacak yemek sayısını en az dört kap olacak şekilde planlanmalıdır.

Kanseri Önlemek İçin Sağlıklı Beslenme Önerileri

  1. Kalori (Enerji) dengesinin korunması: Vücut ağırlığının normal BKİ sınırları içerisinde (20.0-24.9 kg/m2) olması hedeflenmelidir. Alınan enerji, harcanan enerjiden fazla olursa vücut ağırlığı artar. Bu nedenle besinlerden alınan enerji ile harcanan enerji dengelenmelidir. Fiziksel aktiviteyi arttırmak da, harcanan enerjiyi arttırmanın bir yoludur. Günlük en az 30 dakika, orta şiddette fiziksel aktivite yapılmalıdır. Haftada 0.5-1 kg ağırlık kaybı, idealdir.

-Karbonhidrat: Günlük alınması gereken enerjinin % 55-60’ı kadar olmalıdır. Tüketilen karbonhidrat türü, kurubaklagiller, tam tahıl ürünleri ve sebze ağırlıklı kompleks karbonhidratlar olmalıdır.

-Protein: Günlük enerjinin % 15-20’si kadar olmalıdır.

-Yağ: Günlük enerjinin maksimum % 30’u kadar (≤ %30) olmalıdır.

Doymuş yağ tüketiminden kaçınılmalıdır. Doymuş yağ tüketimi, günlük alınan enerjinin %7’sinden az olmalıdır. Bütün bunlara ek olarak zeytinyağı ve balık yağı kansere karşı koruyucu yağ asitlerini içerirler. Eskimolar ve Akdeniz ülkelerinin insanları yağ kaynağı olarak balık ve zeytin kullandıkları için kalın barsak ve meme kanseri bu ülkelerde daha az sıklıkta görülmektedir. Diyette yağ oranı çok yüksek olan Danimarka ile daha çok yağsız ve deniz ürünlerine dayalı bir beslenme sistemi olan Japonlar arasında meme kanseri açısından 5 kat kadar fark vardır.

  1. Yeterli ve dengeli beslenme: Her birey; cinsiyet, yaş, boy, vücut ağırlığı, fizyolojik durum göz önüne alınarak alması gereken miktarda (DRIDietary Referance Intakes) ve dört besin grubundan (1. Süt ve süt ürünleri,2. Et, yumurta ve kurubaklagiller, 3. Sebze ve meyveler, 4. Tahıl ve tahıl ürünleri) mümkün olduğunca tüketmeye çalışmalıdır. Bu şekilde protein, karbonhidrat, yağ, vitamin ve mineraller gibi besin öğeleri ile, flavonoidler, oligosakkkaritler, stenoller, antioksidantlar, laykopen, karotenoidler gibi besin kaynaklı öğelerin de günümüzde sağlık için önemli olduğu vurgulanmaktadır.
  1. Posalı yiyecekler:Posalı besinler dışkı miktarını artırıp, barsak hareketlerini hızlandırdıkları için zararlı maddelerin barsak epiteli ile temas süresini azaltmasının yanı sıra, toksik maddeleri bağlayarak etki ederler. En etkin lif (posa) kaynağı tam tahıl ürünleri ve kurubaklagillerdir. Günlük alınması gereken posa miktarı ortalama 20-25 g/1000 kkal olmalıdır.
  1. Sebze ve meyve tüketimi: A, C ve E vitaminlerinin (antioksidan vitaminler) kanser oluşumunu önleyen özellik taşıdıkları gösterilmiştir. Bu vitaminler barsakta toksik maddelerin düzeyini düşürmektedir. Yeşil ve kırmızı sebze ve meyveler ile turunçgiller bu gruptadırlar. Turpgillerin de kanseri önlediği ileri sürülmektedir. Bu amaçla Sağlıklı Beslenme İndeksleri geliştirilmiştir. Bu indekslerde; günlük 5-9 porsiyon sebze ve meyve tüketilmesinin kansere karşı koruyucu olduğu belirtilmektedir.
  1. Süt ve süt ürünleri: İyi bir protein, kalsiyum, B2 vitamini (riboflavin) kaynağıdırlar. Süt ve ürünleri içinde bulunan kalsiyum safra asitlerini azaltıcı özellik taşır. Bu nedenle; süt ve süt ürünleri ile beslenmek yararlıdır. Günlük yaklaşık > 250 ml alınması önerilmektedir. Ancak, tüketilen süt ve süt ürünlerinin yarım yağlı olması enerji dengesinin korunması açısından da önem taşımaktadır.
  1. Besinlerin Pişirilmesi: Besinlerin pişirme yöntemlerine dikkat edilmelidir. Sağlıklı bir besin, yanlış pişirme yöntemi kullanıldığında sağlıksız bir besine dönüşebilmektedir. Bu nedenle; kızartma, kavurma gibi sağlıksız pişirme yöntemlerinin yerine haşlama (buğulama), ızgara ve fırında pişirme yöntemleri tercih edilmelidir.
  1. Besinlerin Depolanması: Depolanan tahıl, fındık, fıstık, ceviz, peynir, salça, turşu gibi besinler üzerinde nem etkisi ile karaciğer kanserine neden olan aflatoksin (küf toksini) meydana getirir. Bu nedenle depolanan ürünlerin dağıtım ve kullanımından önce kontrol edilmeleri gerekir.
  1. Tuz tüketimi: Günlük sodyum (Na) gereksinmesi 2400 mg’dır. Bu miktar günlük 5 g civarında tuz ile karşılanabilmektedir. Salamura, turşu gibi besinler, yoğun miktarda tuz içerdiklerinden bu besinlerin aşırı miktarda tüketmekten kaçınılmalıdır. Günlük aldığımız besinlerle, ihtiyacımız olan Na miktarını karşılayabilmekteyiz. Bu nedenle, fazla Na tüketimi önerilmemektedir. Bu amaçla, sofrada tuz kullanma alışkanlığından kaçınılmalıdır ve lezzetine bakmadan yemeklere tuz eklenmemelidir.
  1. Alkol ve sigara: İçki ve sigara alışkanlığı olanlarda yemek borusu, gırtlak ve ağız kanseri daha sık görülür. Bu nedenle alkol ve sigara kullanılmamalıdır.
  1. Nitrit ve nitrat içeren besinler: Bazı besinlere raf ömrünü uzatmak amacıyla nitrit ve nitrat gibi koruyucu maddeler eklenmektedir. Besinlerin tütsülenmesi, tuzlanması, nitrit ve nitratlar gibi kimyasal koruyucularla işlem görmeleri sonucunda kansere neden olan bazı maddeler oluşabilmektedir. Sucuk, salam, sosis ve salamura et gibi besinler nitrit ve nitratları içermektedirler. Yemek borusu kanseri nitrit içeren besinleri tüketenlerde daha sıklıkla görülmektedir. Bu besinleri sık tüketenlerin vitamin alımlarını özellikle de C vitamini tüketimlerini arttırmaları gerekmektedir.
  1. Çay tüketimi: Çayın içinde bulunan ve yemek borusu ile mideye karsinojen (kanser yapıcı) etkisi olan tanen, çaya eklenen süt veya limon ile etkisiz hale gelmektedir. Sıcak içecek ve yiyeceklerle tanen içeren ot çaylarını çok kullanan toplumlarda da yemek borusu kanserleri sık görülmektedir.

Özetle, kanser oluşumunu en aza indirebilmek için;

  • Aşırı şişmanlıktan kaçınılmalıdır.
  • Yağlar, günlük kalori ihtiyacının % 30’undan azını oluşturmalıdır.
  • Doymuş yağ tüketimi azaltılmalı, bitkisel sıvı yağlar tercih edilmelidir.
  • Günde en az 400 gram lifli (posalı) besin (sebze, meyve, kurubaklagil, tam taneli tahıllar) alınmalıdır.
  • Günlük yiyecekler içinde çeşitli sebze ve meyveler bulunmalıdır.
  • Çok fazla yağlı besin tüketmekten kaçınılmalıdır.
  • Süt ve süt ürünlerini yarım yağlı tüketmeye özen gösterilmelidir.
  • Salamura, turşu vb. yoğun tuz içeren yiyeceklerden kaçınılmalıdır.
  • Sucuk, salam, sosis, tütsülenmiş et vb. besinleri sıklıkla tüketmekten kaçınılmalıdır.
  • Alkollü içkiler tüketilmemelidir.

Bireylerin beslenme örüntüleri de önemlidir. Ara öğünler, ev dışında beslenme günlük enerji alımını arttırmaktadır. Ara öğünlerde taze sebze ve meyveler, tam tahıl içeren besinler veya az yağlı süt veya yoğurt tüketimi akılcı seçimlerdir. Yağ miktarı azaltılmış besinlerin her zaman düşük enerji içerdiği zannedilmemelidir. Bazen düşük yağlı besinler fazla miktarda şeker içermeleri nedeniyle fazla enerji sağlarlar. Dışarıda yenilen öğünlerde porsiyon miktarının azaltılması yarar sağlar. Kızartma yerine ızgara balık, tavuk veya yağsız etler seçilmelidir. Bunun yanında,

  • Boyunuza uygun vücut ağırlığını hedefleyin. Sağlıklı vücut ağırlığına sahip iseniz, kilo almaktan kaçınınız.
  • Kilolu veya şişman iseniz önce daha fazla ağırlık artışını önleyin daha sonra sağlığınızı korumak için ağırlık kaybetmeyi hedefleyiniz.
  • Az yağ eklenmiş sebze, yağsız beyaz et, kurubaklagiller, yağı azaltılmış süt-yoğurt, meyve ve tam tahılları tüketerek sağlıklı beslenme alışkanlığı kazanınız.
  • Porsiyon büyüklüğünde sağlıklı beslenme için önerilen miktarlara uyunuz.
  • Hareket edin. Düzenli fiziksel aktivite yapınız.
  • Aldığınız enerji ile tükettiğiniz enerji miktarını dengeleyiniz.
  • Günde en az üç öğün düzenli yemek yiyin, öğün atlamayın, öğünlerde enerjisi yüksek hamur işleri, tatlılar, yağlı çerezler yememeye çalışınız.
  • Bol su ve şekersiz bitkisel çaylar içiniz.
  • Vücut ağırlığınızı korumada davranışlarınızın önemli olduğunu unutmayınız.
  • Gerektiğinde uzmanlardan davranış değiştirme tedavisi desteği sağlayınız.

Gebe kadının beslenmesi ile anne karnındaki bebeğin sağlığı arasında önemli bir ilişki bulunmaktadır. Anne karnındaki bebeğin bedensel ve zihinsel olarak büyümesi ve gelişmesi annenin gebeliği süresince yeterli ve dengeli beslenmesi ile mümkündür.

Gebelikte kadının vücudunda, yeni bir canlının (bebeğin) oluşması ve büyümesi ile bazı değişiklikler izlenir. Oluşan bu değişikliklerle birlikte gebe kadın, hem kendisinin hem de bebeğin gereksinmelerini karşılayabilmek için bu dönemde beslenmesine daha fazla dikkat etmek zorundadır.

 Bu nedenle gebe kadın gebeliği süresince;

  1. Kendi fizyolojik gereksinmelerini (enerji ve besin öğelerini) karşılamak,
  2. Vücudundaki depolarını (besin öğeleri yedeğini) dengede tutmak,
  3. Anne karnındaki bebeğin sağlıklı büyüme ve gelişmesini sağlamak,
  4. Emzirmeye hazırlık için salgılanacak sütün enerji ve besin öğelerini karşılamak için

  Yetersiz ve dengesiz beslenme sonucu oluşabilecek bu sorunlar; 18 yaş altında (adölesan gebelerde) ve 35 yaş üstündeki kadınlarda, sık aralıklarla (2 yıldan az) gebe kalan ve çoğul gebeliği (ikiz, üçüz) olan kadınlarda daha fazla görülmektedir. Sağlıklı bir bebeğin dünyaya gelişini etkileyen birçok faktör bulunmaktadır. Yaşınızla ilgili bazı özellikleri ve kalıtımsal faktörleri kontrol edemezsiniz. Ancak gebeliğiniz süresince yeterli ve dengeli beslenerek ve gebeliği olumsuz etkilediği bilinen bazı risk faktörlerinden (alkol, sigara, ilaç kullanımı, vb..) kaçınarak sağlıklı bebekler dünyaya getirebilirsiniz. Bu nedenle, gerek bebeğinizin ve gerekse sizin sağlığınızın temel taşlarından birisi yeterli ve dengeli beslenmedir.

Böbreklerin en önemli görevleri vücuttan atık maddelerin atılmasıdır. Kronik böbrek yetmezliğinde böbrekler görevlerini yerine getiremeyince kanda üre ve kreatinin gibi maddeler yükselir. Kandaki elektrolitlerin dengesi bozulur.Yeterli ve dengeli beslenme, yaşamın her aşamasında büyük önem taşımaktadır. Bireyin yaşam kalitesinin yükseltilmesinde, olaşabilecek komplikasyonların önlenmesi ve/veya geciktirilmesinde beslenme temel faktördür.

Beslenme tedavisindeki önemli unsurlar:

  • Uygun miktarda enerji ve protein alımı,
  • Uygun vücut ağırlığının sağlanması ve/veya korunması
  • Diyetteki diğer besin öğelerinin miktarları - sodyum - fosfor - potasyum - sıvı - vitamin ve mineraller
  • Beslenme tedavisi böbrek yetmezliğinin ilerlemesini yavaşlatabilir. 

Enerji:

Yeterli enerji alımı organ ve dokuların çalışması ve sağlığın sürdürülebilmesi için büyük önem taşır. Vücudumuz için gerekli olan enerji yediğimiz besinlerle sağlanır. Besinlerle alınan enerji;

  • Vücut için yeterli enerjiyi sağlar,
  • Vücut ağırlığının korunmasını sağlar,
  • Proteinlerin kas ve doku yapımı için kullanılmasını sağlar.

Eğer gereksinimimiz olan enerjiyi diyetimizle alamazsak; vücudumuz enerji gereksinimini sağlamak için kendi yapısındaki proteinleri kullanır. Buna bağlı olarak zayıflama, halsizlik, kan proteinlerinde azalma ve malnütrisyon gelişebilir.

Sağlıklı bireylerde olduğu gibi kronik böbrek yetmezliği olan bireylerde de en önemli enerji kaynağı karbonhidratlar ve yağlardır.

Karbonhidratlar:

Enerjinin %55-60’ı karbonhidratlardan sağlanır. Karbonhidrat içeriği yüksek olan besinler; ekmek, tahıllar ( pirinç, un, makarna vb.), nişasta, şeker, bal, reçeldir. Ekmek ve tahıllar karbonhidrat içeriklerinin yanı sıra bir miktar da protein içerirler. Şeker, bal, reçel, nişasta saf karbonhidrat kaynaklarıdır. Diyetisyeninizin size önerdiği miktarlarda başlıca enerji kaynağı olan bu besinlere diyetimizde yer vermeliyiz. 

Yağlar:

Enerjinin % 25-30’u yağlardan sağlanır. Yağlar; besinlerin yapısında bulunan görünmez yağlarla ve yiyeceklere dışarıdan eklediğimiz yağlarla vücuda alınır. Gereksinimin üzerinde yağ alımı şişmanlığa yol açabileceği gibi kan yağlarının ve kolesterol düzeyinin artışına da neden olabilir. Kronik böbrek yetmezliği olan bireylerde kan kolesterol düzeyinin yüksek olması böbrek hasarını hızlandırdığı için arzu edilmez. Yağ türü olarak; zeytinyağı ve ayçiçek/mısırözü/soya yağı gibi bitkisel sıvı yağlar tercih edilmelidir.

Protein:

Doğru miktarda protein alımı sağlığın sürdürülmesi için büyük önem taşır. Proteinler;

  • Kas ve doku yapımı ve
  • Savunma sistemi için gereklidir.
  • Proteinler başlıca 2 kaynaktan vücuda alınır;
  • Hayvansal kaynaklı; yumurta, et, süt yoğurt, peynir 
  • Bitkisel kaynaklı; sebzeler, tahıllar, kuru baklagiller

Hayvansal kaynaklı proteinler, bitkisel kaynaklı olanlara kıyasla vücutta daha iyi kullanılırlar. Kronik böbrek yetmezliğinde; böbrek fonksiyonlarına göre diyetle protein alımı kısıtlanabilir. Protein kısıtlaması olduğunda, diyetle alınan proteinin özellikle vücutta kullanılabilirliği yüksek hayvansal kaynaklı olanlardan sağlanmasına özen gösterilmelidir. Önerilen miktarda protein alınamıyorsa ve kan proteinleri düşükse, uzman hekimin önerisine göre amino asit tabletleri kullanılabilir. Kronik böbrek yetmezliği olan hastalar, gereksinimleri olan proteni nasıl almaları gerektiğini ve yeterli tüketip tüketmediklerini diyetisyenlerine danışarak öğrenmelidirler. 

Beslenme Durumunun Değerlendirilmesi:

Besin tüketim kayıtları: Diyetisyen tarafından günlük besin tüketim kayıtları incelenerek enerji, protein ve diğer besin öğelerinin yeterli alınıp alınmadığı değerlendirilip, uygun öneriler verilir.

Albümin: Albümin bir kan proteinidir. Çok düşük olması yeterli miktarda protein ve/veya enerjinin alınmadığını gösterir.

Subjektif Global Değerlendirme (SGD): Diyetisyen tarafından beslenme durumunun değerlendirilmesi için uygulanır. - vücut ağırlığındaki değişiklikler - besin tüketimi - fiziksel aktivite düzeyi - beslenme ile ilgili sorunlar değerlendirilir.

banner enabiz

Sağlık Sizde

Elektronik Sigara ve

Elektronik sigaranın icadı 1963 yılına

+ View

Tütün Dumanının Zararları

Tütün dumanı; formaldehit, siyanür, amonyak,

+ View

Pasif İçicilik

Pasif içicilik; başkalarının içtikleri veya yanan

+ View

Tedavisi Nedir?

İlaç ve psikoterapi oldukça tedavide oldukça

+ View

Ne Sıklıkta Görülür?

Yaşam boyu en az bir panik nöbeti geçirme

+ View

Nedenleri Nelerdir?

Diğer ruhsal rahatsızlıklarda olduğu gibi panik

+ View

Panik Bozukluk

Panik atağı sırasında hasta aşırı endişeli

+ View

Popular Etiketler

En Çok Tıklanan

Bebek Beslenmesi

Bir toplumun geleceği sağlıklı bireylerin varlığı ...

+ View

Diyabet Nedir

Diabetes Mellitus (DM), pankreasın yeterli ...

+ View

Diyabet ve Aile

Diabetes Mellitus, diyabetli bireyler ve ...

+ View

Sağlıklı Yaşam Hikayeleri

Akromegali

Hastalığın /Durumun/ Oluşumun   Tanımı: ...

Ataksi

Hastalığın /Durumun/ Oluşumun ; Tanımı: Ataksi ...

(Aşırı Tüylenme) ...

Hastalığın /Durumun/ Oluşumun ; Tanımı: ...

Astigmatizm(Gözde ...

Hastalığın /Durumun/ Oluşumun; Tanımı: Gözde ...

  • Prev
  • Sizin İçin Seçtiklerimiz